Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizinde Kamu Düzenine Aykırılık Teşkil Eden Durumlar

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizinde Kamu Düzenine Aykırılık Teşkil Eden Durumlar

Kamu düzeni kavramının tanımı ile kapsamı zamana ve yere göre değiştiğinden, Türk hukukunda kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil eden durumlar öğreti ve yargı kararlarıyla belirlenmiştir. Bu kapsamda yabancı mahkeme kararının hüküm fıkrasının Anayasanın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine, Türk toplumunun ahlak yapısı ve âdetlerine aykırı olması; Anayasada yer alan temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan veya ortadan kaldıran bir karar verilmesi veya savunma hakkı ihlal edilerek[1] hüküm kurulması gibi durumlarda kamu düzenine açıkça aykırılık oluşacağı kabul edilmektedir[2].

Yargıtay 2. HD, 17.02.1997 tarih ve 1997/675 E. 1997/1633 K. sayılı kararında, “toplumun huzurlu ve uyumlu bir yaşam sürebilmesi için uyulması zorunlu hukuki ahlaki ve vicdani temel kurallar, kısaca Türk kamu düzenine açıkça aykırılık halini oluşturacak bir eda emri” içeren yabancı mahkeme kararlarının kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğini belirtmiştir[3].

Çelikel ve Erdem, Türk kamu düzenine aykırılık oluşturabilecek duruma örnek olarak “Yabancı karar davalının Türkiye’de TPKK(Türk Parasının Kıymetini Koruma) mevzuatı çerçevesinde bloke edilmesi gereken bir borcunun yurt dışına döviz olarak gönderilmesini kararlaştırmışsa, bu kararın tenfizi”ni göstermiştir[4]. Nomer, “yabancı mahkeme kararında varılan hükmün dayandığı kanun hükmü, Türk hukukunun temel prensipleriyle uyuşmamakta, meselâ hile ve ikrah sebebiyle akdin feshine ilişkin bir düzenlemeyi kabul etmemekte ise” kamu düzeni müdahalesinin gerekeceğini savunmuştur[5]. Ayrıca öğretide, faize faiz işletilmesi veya kumar ya da bahis borcundan kaynaklanan bir alacağa ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tenfizinin Türk kamu düzenine aykırılık teşkil edeceği belirtilmiştir[6].

Yabancı mahkemenin somut olaya Türk hukukunu uygulaması gereken hâllerde, Türk hukukun hatalı uygulanması kural olarak kamu düzenine aykırılık teşkil etmemektedir[7]. Ancak bu hatalı uygulama kasten yapılmışsa, bir diğer ifadeyle aleyhine karar verilen taraf o ülke kanunlarına göre karara itiraz etmiş olmasına rağmen bir sonuç alamamışsa, bu kararın Türkiye’de tenfizi kamu düzeni müdahalesiyle karşılaşacaktır[8]. Yargıtay 2. HD, 07.02.2008 tarih ve 2007/820 E. 2008/1118 K. sayılı kararında konuya ilişkin görüşünü, “Yabancı mahkemenin Türk hukukunu uygulamaması veya yanlış uygulaması başlı başına kamu düzenine açık aykırılık oluşturmaz ve tanımaya da engel teşkil etmez. Türk hukuk düzeninin temelini teşkil eden ve kendisinden vazgeçilmeyecek normlarının ihlal edilmesi halinde kamu düzeninin açıkça ihlal edildiğinden sözedilebilir. Davalı, Türk hukukunun uygulanmadığı yahut yanlış uygulandığını ileri sürerek yabancı mahkeme önünde istinaf yahut temyiz yoluna da başvurmamıştır. Bu durum karşısında tanımanın koşulları gerçekleşmiştir” şeklinde ifade etmiştir[9].

Yabancı mahkeme kararında uygulanan usul kuralları ile Türk usul kurallarının aynı ya da benzer olması beklenemeyeceğinden, yabancı mahkeme kararının tenfizinin yalnızca usul kurallarındaki farklılık nedeniyle reddi -kural olarak- yerinde olmayacaktır[10]. Bununla birlikte, yabancı mahkeme kararında yer alan hükme ulaşılmasında uygulanan usul kuralları, Türk usul hukukunun dayandığı temel ilkelere aykırı ise -örneğin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında tanınan adil yargılanma hakkının asgari koşullarının sağlanmaması- kamu düzeni müdahalesi kaçınılmaz olacaktır[11].

Kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir diğer durum ise, yabancı mahkeme kararının Türk mahkemelerince verilmiş bir kararla çelişmesidir. Şayet yabancı mahkeme kararı, konu, taraf ve dava sebebi yönünden aynı olan daha önce verilmiş bir Türk mahkemesi kararıyla çelişiyorsa, Türk mahkemesince verilen kararın kesin hüküm etkisi nedeniyle yabancı mahkeme kararının tenfizi talebi reddedilecektir[12]. Öğretide, bu durumda tenfiz davasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 114/1-i hükmü uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle reddedileceği ifade edilmiştir[13]. Yargıtay 2. HD de 04.07.2013 tarih ve 2013/13005 E. 2013/18939 K sayılı kararında konuya ilişkin görüşünü, “Tarafların boşanmalarına dair olan İzmir 13 Aile Mahkemesi’nin 2011/86 esas ve 1206 karar saryılı hükmün 30.5.2012 tarihinde kesinleşmiş olması karşısında yabancı mahkeme kararının tanınması suretiyle aynı konuda yeniden boşanma hükmü oluşturulması mümkün değildir. Boşanma kararının kesinleşmesiyle tarafların evlilik birliği sona erdiğine göre artık yabancı mahkeme kararının tanınmasına ilişkin dava konusuz kalmıştır” şeklinde ifade etmiştir[14].

Yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde kamu düzenine aykırılık teşkil eden hâller yukarıda sayılan örneklerle sınırlı değildir. Nitekim yabancı mahkeme kararında yer alan hükmün Türk hukukunun temel ilkelerine veya Türk ahlak kurallarına aykırı olması gibi durumlarda da tenfiz talebi reddedilecektir. Öte yandan tartışmalı olan bir husus da, Yargıtayın evlat edinme ve velayet gibi konularda yabancı mahkeme kararlarının tenfizi hakkında verdiği kararlarla ilgilidir. Nitekim öğretide, Yargıtayın evlat edinme ve velayetin[15] kamu düzenini yakından ilgilendiren konular olmasını gerekçe göstererek bahsi geçen alanlardaki tenfiz taleplerini sistematik olarak reddettiği ileri sürülmüştür[16]. Örneğin Yargıtay 2. HD, 02.04.2003 tarih ve 2003/3784 E. 2003/4670 K. sayılı kararında, boşanma davasında velayete ilişkin hükümlerin kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle boşanma kararının kısmen tenfiz edilmesine karar vermiştir. Yüksek Mahkeme kararının gerekçesinde, “Davacı yabancı mahkemeden verilen boşanmaya ilişkin kararın tenfizini istemiştir. Fürth Sulh Mahkemesi tarafların boşanmalarına karar vermiş ve karar 12.3.2002 de kesinleşmiştir.Tenfizi istenilen ilamda 18.8.1986 doğumlu Onur ile 28.2.1992 doğumlu Orçun’un velayeti konusunda tarafların hemfikir oldukları ifade edilmiştir. Evlilik devam ettiği sürece ana baba velayeti birlikte kullanırlar. Boşanma ve ayrılığa karar verilmesi halinde hakim velayeti eşlerden birine vermek zorundadır. ( MK. md. 336 ) Velayetin düzenlemesi kamu düzeni ile ilgilidir.Yabancı mahkemenin çocukların velayetini yazılı şekilde düzenlemesi Türk Medeni Kanununa aykırıdır. ( MÖHUH md.38/c ) Ancak yabancı ilamın kısmen tenfizine karar verilmesi de imkan dahilindedir. ( MÖHUH md. 40 )” ifadelerine yer vermiştir[17].

Benzer şekilde Yargıtay 2. HD, 12.04.2007 tarih ve 2006/14063 E. 2007/6141 K. sayılı kararında, evlat edinmeye ilişkin hükümlerin kamu düzeniyle ilgili olduğu gerekçesiyle yabancı mahkeme kararının tenfiz talebinin reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Kararda bu durum, “4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 308/1. maddesindeki hükme göre evlat edinilenin evlat edinenden en az onsekiz yaş küçük olması şarttır. Evlat edinme ehliyet ve koşulları kamu düzenine ilişkindir. Dosyada mevcut nüfus kayıt örneği ve diğer belgelerden , davacının 10.10.1971 doğumlu olduğu ve evlat edinilen 02.07.1988 doğumlu … ile aralarındaki yaş farkının onsekiz yıldan az olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının Türk Medeni Kanununun 308. maddesindeki şartları taşımadığından Türk kamu düzenine aykırı olduğu hususu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şeklide hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır” şeklinde açıklanmıştır[18]. Ancak söz konusu karar, kamu düzeni kavramının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği; dosyadan anlaşıldığı üzere evlat edinen ile edinilen arasında yalnızca on yedi yaş fark olduğu, tenfiz talebinin buna rağmen reddedilmesinin yerinde olmadığı; zira yabancı ülke hukuku ile Türk hukukunun bire bir olmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle eleştirilmiştir[19].

Osman Can BAŞDEMİR

[1] MÖHUK md. 54/1-ç savunma hakkının ihlaline ilişkindir. Ancak bu bent kapsamına girmemekle birlikte savunma hakkının yine de ihlal edilmesi durumunda kamu düzeni müdahalesi gündeme gelecektir(bkz. Ruhi, A.C.: Milletlerarası Özel Hukukta Kamu Düzeni Müdahalesi, İstanbul 2019, s. 59).

[2] Şanlı, C. / Esen, E. / Ataman-Figanmeşe, İ.: Milletlerarası Özel Hukuk, 7. Bası, İstanbul 2019, s. 569-572; Doğan, V.: Milletlerarası Özel Hukuk, Gözden Geçirilmiş 4. Baskı, Ankara 2016, s. 120; Dolunay, A.: Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizinde Kamu Düzeni, Yıldırım Uler’e Armağan, Lefkoşa 2014, s. 56.

[3] www.kazanci.com.tr (E.T.: 11.05.2020).

[4] Çelikel, A. / Erdem, B.B.: Milletlerarası Özel Hukuk, Yenilenmiş 12. Bası, İstanbul 2012, s. 637.

[5] Nomer, E.: Devletler Hususî Hukuku, Yenilenmiş 21. Bası, İstanbul 2015, s. 524.

[6] Güven, P.: Tanıma ve Tenfiz (Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi), Ankara 2013, s. 134, dn. 282.

[7] Ekşi, N.: Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, İstanbul 2013, s. 282-283; Şanlı / Esen / Ataman-Figanmeşe, s. 581.

[8] Ruhi, s. 55-56.

[9] https://karararama.yargitay.gov.tr (E.T.: 11.05.2020).

[10] Nomer, s. 524.

[11] Nomer, s. 524-525; Ruhi, s. 62; Dolunay, s. 58.

[12] Nomer, s. 525-526; Ruhi, s. 75.

[13] Şanlı / Esen / Ataman-Figanmeşe, s. 578-579.

[14] https://karararama.yargitay.gov.tr (E.T.: 11.05.2020).

[15] Özellikle müşterek velayete ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tenfizinin Türkiye’de kamu düzeni müdahalesine maruz bırakıldığı yönündeki görüşler için bkz. Şanlı / Esen / Ataman-Figanmeşe, s. 582-584, dn. 441; Nomer, s. 522-523; Çelikel / Erdem, s. 642-644.

[16] Şanlı / Esen / Ataman-Figanmeşe, s. 582-584; Köle, M.: Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanıma ve Tenfizinde Usul, DÜHFD 2016, C. 21, S. 34, s. 55.

[17] www.kazanci.com.tr (E.T.: 11.05.2020). Müşterek velayete ilişkin benzer yönde bir örnek için bkz. Yargıtay 2. HD’nin 22.11.2004 tarih ve 2004/12285 E. 2004/13680 K. sayılı kararı, www.kazanci.com.tr (E.T.: 11.05.2020)

[18] https://karararama.yargitay.gov.tr (E.T.: 11.05.2020).

[19] Ekşi, s. 287.