Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizinde Özellik Arz Eden Bazı Durumlar

I. Yabancı Mahkeme Kararının Gerekçesiz Olması Yabancı mahkeme kararının tenfizinde kamu düzeni müdahalesi yönünden özellik arz eden ve Türk hukukunda uzun süre tartışmalı olan bir konu, yabancı mahkeme kararının gerekçesiz olması hâlinde tenfiz talebinin reddedilip reddedilmeyeceğidir.  Konuya ilişkin olarak Yargıtay daireleri uzun yıllar birbirinden farklı kararlar vermiştir. Örneğin Yargıtay Temyiz Ticaret Dairesi, 01.04.1961 tarihinde Alman […]

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizinde Kamu Düzenine Aykırılık Teşkil Eden Durumlar

Kamu düzeni kavramının tanımı ile kapsamı zamana ve yere göre değiştiğinden, Türk hukukunda kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil eden durumlar öğreti ve yargı kararlarıyla belirlenmiştir. Bu kapsamda yabancı mahkeme kararının hüküm fıkrasının Anayasanın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine, Türk toplumunun ahlak yapısı ve âdetlerine aykırı olması; Anayasada yer alan temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan veya […]

Yabancı Mahkeme Kararının Tenfizinde Kamu Düzenine Aykırılığın İncelenmesi

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun md. 54/1-c uyarınca, Türk mahkemelerince tenfiz kararı verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekmektedir. Hâkim, hükmün kamu düzenine aykırı olup olmadığını resen dikkate alacaktır[1]. Ancak tarafların da kamu düzenine aykırılık iddiasını ileri sürme hakları mevcuttur[2]. Kanun koyucu MÖHUK md. 54’te kamu […]

Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tenfizi İçin Aranan Şartlar

Türk hukukunda yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun md. 50 ila 63 arasında düzenlenmiştir. MÖHUK’ta düzenlenen şartların varlığı hâlinde yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi mümkün olmakla birlikte, öğretide, kişilerin söz konusu yabancı mahkeme kararına rağmen tanıma ve tenfiz talep etmeyerek, Türk mahkemelerinde ayrı bir […]

Bireysel Başvuruda Başvuru Süresi Nihai Kararın Gerekçesinin Öğrenildiği Tarihten İtibaren İşlemeye Başlar!

04 Mart 2020 tarih ve 31058 sayılı Resmî Gazete’de Anayasa Mahkemesinin 15 Ocak 2020 tarih ve 2019/6266 başvuru numaralı Mehmet Özcan başvurusuna ilişkin kararı yayımlanmıştır. Karara konu olayda, başvurucu, çalıştığı fabrikanın özelleştirilmesinden sonra başka bir kamu kurumunda işe başlatıldığını; ancak emsallerinden farklı olarak derece ve kademe hesabının daha önceki çalışma süreleri dikkate alınmadan yapıldığını ileri […]

İhtiyati Tedbirde Teminat Gösterilmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 392. maddesi uyarınca, kural olarak, ihtiyati tedbir talep eden kişi, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. HMK, teminat gösterilmesini bir zorunluluk olarak düzenlemekle beraber, burada hâkime teminat alıp almama konusunda bir takdir yetkisi tanındığı kabul edilmektedir[1]. Nitekim kanunda da […]

İlâm ve İlâm Niteliğinde Belgeler Arasındaki Farklar Nelerdir?

İlâmların ve ilâm niteliğinde belgelerin icra edilmeleri açısından herhangi bir farklılıkları bulunmamaktadır. Buna karşılık ilâmlar ve ilâm niteliğinde belgeler açısından temel farklılıklar şunlardır[1]: İlâmlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil ederler. İlâm niteliğinde belgeler ise maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip değildirler. Bu sebeple ilâm niteliğinde belgelerin menfi tespit davasının konusunu oluşturması da mümkündür. İlâma bağlı […]

İlâm ve İlâm Niteliğinde Belgeler Hangileridir?

İlâm veya ilâm niteliğinde belgelerin, cebri icranın temeliyle doğrudan ilgisi bulunduğu gibi; devletin, borçların icrası için kurduğu zorlama mekanizmasına dayanan kamu gücü, icra edilebilir belgelerin türü ve kaynağını belirlemede etkisi vardır[1]. Bu belgeler bir devletin egemenlik gücü ile özel hukuk alacaklarının cebri icrası arasındaki ilişkiye yönelik anlayışını gösterir[2]. Alacaklının ilâmlı icra takibi yoluna başvurabilmesi için […]