Zina Sebebiyle Açılan Boşanma Davasında Usul

Zina Sebebiyle Açılan Boşanma Davasında Usul

I. Görevli ve Yetkili Mahkeme

18.01.2003 tarih ve 24997 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun[1] uyarınca, asliye mahkemesi derecesinde kurulan aile mahkemeleri, aile hukukundan doğan dava ve işlere bakmakla görevlidir. Bu kapsamda bahsi geçen Kanunun 4. maddesi uyarınca, zina sebebine bağlı boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde ise, o yerde bulunan asliye hukuk mahkemeleri aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakacaktır.

Yetkili mahkeme konusunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 168. maddesi, “Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir” hükmünü amirdir. Söz konusu madde emredici nitelikte olup taraflar anlaşmayla bu maddenin aksini kararlaştıramazlar[2]. Anılan düzenlemeden anlaşılacağı üzere, kanun koyucu dava açacak eşe seçimlik bir hak tanımıştır[3]. Buna göre eşlerin ayrı yerleşim yerleri bulunması hâlinde, boşanma davasını kendi yerleşim yerlerinde açmaları mümkündür. Şayet ayrı bir yerleşim yeri bulunmuyorsa, tarafların davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkili mahkeme olacaktır.

TMK’nin 19. maddesinde yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer olarak tanımlanmaktadır. Öğretide ise sürekli kalma niyeti ile fiilen oturduğu yer kavramlarının birbirinden ayırt edilmesinin zor olduğu gerekçesiyle, kişinin yerleşim yerinin, hayati ilişkilerin merkezi kavramına göre belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır[4].

 

II. Yargılama Usulü

Zina sebebine dayanılarak açılan boşanma davasında yargılama, esas itibarıyla TMK’nin 184. maddesinde sayılan kurallar saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa tabi olup bu durum anılan maddede de açıkça ifade edilmiştir.

TMK’nin 184. maddesi ile HMK dışında, 4787 sayılı Kanunda da boşanma davasında uygulanacak yargılama kurallarına yer verilmiştir. Anılan Kanunun 7. maddesinde, “Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunda hüküm bulunmayan konularda Türk Medenî Kanununun aile hukukuna ilişkin usul hükümleri ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin 1. fıkrasında ise hâkimin, esasa ilişkin incelemeden önce tarafları sulhe teşvik etmesi gerektiği, taraflar arasında sulh sağlanamadığı takdirde davanın esasına ilişkin incelemeye geçileceği düzenlenmiştir. Öğretide, söz konusu kuralın emredici nitelikte olduğu ve yazılı yargılama usulünde ön inceleme duruşmasının esaslarının düzenlendiği HMK’nin 140. maddesinin 2. fıkrası ile basit yargılama usulünde ön inceleme ve tahkikatın esaslarının düzenlendiği HMK’nin 320. maddesinin 2. fıkrası ile uyumlu olduğu ifade edilmektedir[5]. Diğer bir görüşe göre ise, 4787 sayılı Kanunun 7. maddesi, maddi hukuka ilişkin olmayıp, şeklî hukuka ilişkin bir kural niteliğinde değerlendirilmektedir. Bu görüş uyarınca, hâkimin davanın niteliğine göre tarafları sulhe teşvik etmemesinin, dava sonucunda verilen kararı sakat kılmayacağı savunulmaktadır[6]. Öte yandan boşanma davasında tarafların boşanmanın fer’i sonuçları hakkında sulh anlaşması yapması mümkün olduğundan, hâkimin davanın taraflarını bu yönde teşvik edebileceği de belirtilmektedir[7].

Boşanma davasında uyulması gereken kurallar, TMK’nin 184. maddesinde, “1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.

2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.

3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.

4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.

5. Boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.

6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir” şeklinde sayılmaktadır. Bu bağlamda, hâkimin boşanma davalarında geniş bir takdir yetkisi olduğu; tarafların sunmuş olduğu delillerle bağlı olmaksızın resen araştırma yapabileceği; ceza hukuku yargılamasına benzer şekilde vicdani delil sisteminin kabul edildiği sonucuna varılmaktadır[8].

Bahsi geçen kurallar, zina sebebine dayanılarak açılan boşanma davasında da aynı şekilde uygulanacaktır. Hâkim, zina eyleminde bulunan eşe, resen veya diğer eşin talebi üzerine zina eyleminde bulunmadığına dair yemin teklif edemeyecektir[9]. Öte yandan, 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisinin 150. maddesinde, boşanma davasında uygulanacak usul kuralları arasında duruşmaların gizli yapılmasına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemişken, TMK’de hâkimin talep üzerine duruşmaların gizli yapılmasına karar verebileceği hükme bağlanmıştır. Bu doğrultuda, boşanma davasında duruşmanın gizli yapılması talebinin haklı bir gerekçeye dayandırılması gerektiği; örneğin karısı zina eyleminde bulunan kocanın, bu hususun açık yapılan duruşmada tartışılmasını istememesi nedeniyle duruşmanın gizli yapılmasını talep edebileceği belirtilmektedir[10].

Berna Berfin KAYA

 

[1] 18.01.2003 tarih ve 24997 sayılı Resmî Gazete (www.resmigazete.gov.tr) (E.T.: 01.09.2020).

[2] Bilge Öztan, Aile Hukuku, 6. Bası, Ankara, Turhan Kitabevi, 2015, s. 730.

[3] Oğuz Ersöz, Türk Hukukunda Zina Sebebiyle Boşanma, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 2018, s. 164.

[4] Öztan, Aile Hukuku, s. 730; ayrıca konuya ilişkin detaylı bilgi için bkz. dn. 3232.

[5] Öztan, Aile Hukuku, s. 732-733.

[6] Mustafa Dural, Tufan Öğüz, Mustafa Alper Gümüş, Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku, Gözden Geçirilmiş 14. Bası, İstanbul, Filiz Kitabevi, 2019, s. 132.

[7] Ömer Uğur Gençcan, Boşanma Usul Hukuku, 3. Baskı, Ankara, Yetkin Yayınları, 2019, s. 433.

[8] Selâhattin Sulhi Tekinay, Türk Aile Hukuku, Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş 3. Bası, İstanbul, Sulhi Garan Matbaası, 1978, s. 230; Aydın Zevkliler, M. Beşir Acabey, K. Emre Gökyayla, Medeni Hukuk, 6. Baskı, Ankara, Seçkin Yayınları, 1999, s. 1008; Hüseyin Hatemi, Aile Hukuku, 7. Baskı, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, 2019, s. 125; Öztan, Aile Hukuku, s. 733-734; Turgut Akıntürk, Derya Ateş, Türk Medenî Hukuku Aile Hukuku, Yenilenmiş 22. Bası, İstanbul, Beta Basım, 2020, s. 281; Mehmet Erdem, Aile Hukuku, Güncellenmiş 2. Baskı, Ankara, Seçkin Yayıncılık, 2019, s. 150; Ersöz, s. 168.

[9] Dural, Öğüz, Gümüş, Aile Hukuku, s. 132.

[10] Hatemi, s. 126.