Türk Hukukunda Zina

I. Cumhuriyet Dönemi Öncesi Durum Cumhuriyet döneminde kabul edilen kanunlarda zinaya ilişkin yapılan düzenlemelerin incelenmesinden önce, Osmanlı Devletinde esas olarak uygulanan İslam hukuku[1] çerçevesinde zinaya ilişkin düzenlemelere kısaca değinmekte fayda vardır. İslam hukukunun temel kaynağını oluşturan Kur’an-ı Kerim’de zinanın açık bir tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte, Kur’an’da “çok çirkin ve kötü bir yol” olduğu gerekçesiyle […]

Yabancı Mahkeme Kararının Kamu Düzenine Aykırı Olmasının Sonucu

Türk mahkemelerince yapılan inceleme sonucunda, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun md. 54/1-c gereğince yabancı mahkeme kararında yer alan hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olduğu tespit edilirse tenfiz talebi reddedilecektir. Yabancı bir mahkeme kararının Türk hukukunda kesin hüküm ve kesin delil etkisi ancak söz konusu kararın tanınması ile mümkündür. Mahkeme kararının […]

Yabancı Mahkeme Kararının Tenfizinde Kamu Düzenine Aykırılığın İncelenmesi

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun md. 54/1-c uyarınca, Türk mahkemelerince tenfiz kararı verilebilmesi için yabancı mahkeme kararının kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekmektedir. Hâkim, hükmün kamu düzenine aykırı olup olmadığını resen dikkate alacaktır[1]. Ancak tarafların da kamu düzenine aykırılık iddiasını ileri sürme hakları mevcuttur[2]. Kanun koyucu MÖHUK md. 54’te kamu […]

Tanıma ve Tenfiz Nedir?

Bir ülkenin egemenlik sınırları içerisinde yargı organı tarafından verilen bir kararın, başka bir ülkede de hüküm ve sonuç doğurabilmesi, o kararın tanınması ve tenfiziyle sağlanmaktadır. Bu noktada tanıma ve tenfiz kavramlarının ne anlama geldiğine değinmekte yarar vardır. Mahkemelerce verilen kararların kesin hüküm kuvveti özelliği bulunmaktadır[1]. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 294/1 uyarınca, yapılan bir […]

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesinin Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirilmesi

Yargıtay kararlarında genel olarak ceza yargılaması sonucunda sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilebilmesi için “her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunması[1]” gerektiğine değinilmektedir. Yüksek Mahkeme bahsi geçen kavramlara ilişkin bir tanım ve açıklamaya yer vermemekle birlikte, esas itibarıyla suçun sanık tarafından işlendiğinin kesin olarak ispat edilmesi gerektiğine yönelik bir değerlendirme yapmaktadır[2]. Bu kapsamda şüpheden […]

İhtiyati Tedbirde Teminat Gösterilmesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 392. maddesi uyarınca, kural olarak, ihtiyati tedbir talep eden kişi, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. HMK, teminat gösterilmesini bir zorunluluk olarak düzenlemekle beraber, burada hâkime teminat alıp almama konusunda bir takdir yetkisi tanındığı kabul edilmektedir[1]. Nitekim kanunda da […]

İhtiyati Tedbirde Teminat Nedir?

İhtiyati tedbirde teminatın hukuki dayanağı esas itibarıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 392. maddesinde yer almaktadır. “İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi” başlıklı 392. madde, “(1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum […]