Zina Sebebiyle Boşanma Davası Açılabilmesi İçin Gereken Koşullar

I. Evlilik Birliğinin Varlığı Zina sebebine dayanılarak boşanma davası açılabilmesi için gerekli olan ilk koşul, eşler arasında bir evlilik ilişkisinin bulunmasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 141 ve 142. maddelerinde evlenme töreninin yeri ve şekli düzenlenmiş olup, Kanunun 185. maddesinin 1. fıkrasında, evlenme ile eşler arasında evlilik birliğinin kurulacağı hükme bağlanmıştır. Zina, evlilik birliği içinde […]

İhale ve Satış İşlemlerinin İptaline İlişkin Yargı Kararlarının Uygulanmamasının Mülkiyet Hakkının İhlali Olduğuna Karar Verildi!

21 Şubat 2020 tarih ve 31046 sayılı Resmî Gazete’de Anayasa Mahkemesinin 12 Aralık 2019 tarih ve 2016/11026 başvuru numaralı Erol Aksoy (2) başvurusuna ilişkin genel kurul kararı yayımlanmıştır. Karara konu olayda, başvurucu, hâkim ortağı olduğu İktisat Bankası A.Ş.(kısaca “Banka” olarak anılacaktır)’ye el konulması sürecinde kendisine ait medya grubunun satışına ilişkin ihalenin ve bu ihalenin dayanağı olan […]

Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi Davasında Davacı Pay Sahiplerinin Şirketten Çıkarılması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 531, fesih davasının sonunda mahkemece verilebilecek kararları sınırlandırmamıştır. Ancak aynı maddede, fesih ile birlikte, davacı pay sahiplerinin pay değerlerinin ödenerek şirketten çıkartılabileceği ayrıca zikredilmiştir[1]. TTK md. 531’in, kaynağı İsvBK md. 736 b. 4’den farklı olarak bu çözümü zikretmesi dolayısıyla, kanun koyucunun, davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılması çözümüne diğerlerine nazaran […]

Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi Davasında Mahkemece Şirketin Bölünmesi

Fesih davasında, özellikle şirket işleyişinin felce uğradığı hâllerde, şirketin bölünmesi, mahkemece bir çözüm olarak ele alınabilir(6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 159 vd.). Bölünme, bir şirketin sahip olduğu malvarlığının tamamının veya bir kısmının, tasfiye edilmeksizin külli halefiyet yoluyla devredilerek şirketin yeniden yapılandırılmasıdır[1]. Bölünme, şirketin düzenini ciddi şekilde değiştiren radikal bir çözüm olması dolayısıyla, diğer çözümlerden […]

Anonim Şirketin Haklı Sebeple Feshi Davasının Düzenlenme Amacı Nedir?

Anonim şirketler 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 529/1-d uyarınca genel kurulun alacağı bir kararla feshedilebilir. Ancak söz konusu maddenin yaptığı yollama nedeniyle, bu kararın alınabilmesi TTK md. 421/3-4’te yer alan ağır nisaba bağlanmıştır. O hâlde, anonim şirket genel kurulunun alacağı bir kararla şirketin feshi, ancak sermayenin %75’ini temsil eden pay sahibi veya temsilcilerinin feshe […]

Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği Konusunda Görüşler

Manevi tazminatın hukuki niteliği ve amacı öğretide tartışmalı olup, bu konuda tatmin, ceza, telafi ile önleme ve caydırma olmak üzere dört ayrı görüş bulunmaktadır[1]. I. Tatmin Görüşü Öğretide hâkim olan bu görüşe göre, manevi tazminat, zarar görenin manevi cephesindeki eksiklikleri tatmin edebilecek; acı ve üzüntülerini dindirebilecek veya hiç olmazsa hafifletip azaltabilecek niteliktedir. “Bu görüşe göre […]

Mal Varlıklarına Saldırı Hâlinde Manevi Tazminat

Manevi tazminat, her ne kadar genellikle kişinin şahıs varlığına verilen zarar üzerine doğuyorsa da, mal varlıklarına saldırı halinde de ortaya çıkan manevi zararın tazmini söz konusu olabilir. Zira manevi tazminata neden olan manevi zarar, kişinin manevi cephesinde duyduğu acı, elem ve ızdıraptır. Örnek vermek gerekirse, kişi için anı değeri çok yüksek ve kendisi için çok […]

Manevi Tazminatın Koşulu Olarak Manevi Zarar

Bir haksız fiil nedeniyle manevi tazminata hükmolunabilmesi için öncelikle haksız fiilin tüm unsurlarının bir arada bulunuyor olması gerekir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, haksız fiilde bulunması gereken zarar unsurunun, manevi zarar biçiminde ortaya çıkmasıdır. Haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan manevi zarar genellikle kişisel varlıklara saldırı durumunda meydana gelmektedir. Ancak manevi zararın mal varlıklarına saldırı durumunda […]

Manevi Zarara İlişkin Görüşler

Manevi zararla ilgili olarak objektif ve subjektif olmak üzere iki farklı görüş bulunmaktadır. Bu iki görüş kısaca açıklandıktan sonra konuya ilişkin genel bir değerlendirme yapılacaktır. I. Objektif Görüş Haksız bir fiil sonucunda zarar görenin şahıs varlığında objektif bir biçimde meydana gelen eksilmeyi manevi zarar olarak nitelendiren görüştür[1]. Bu görüşe göre, kişilik haklarını oluşturan ve hukukun […]

Maddi Zarar ile Manevi Zararın Karşılaştırılması

Maddi zarar, mal varlığına ve/veya şahıs varlığına yönelmiş haksız fiil sonucu kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Maddi zarar, elle tutulabilir, gözle görülebilirdir, bir diğer ifadeyle maddi zararın ispatı mümkündür. Bu nedenle ispat ve takdir de somut verilere dayanır[1]. Manevi zarar ise, genellikle şahıs varlığına yönelmiş haksız fiil sonucu kişinin manevi cephesinde meydana […]